Menü

 Din ve İnanç
· Yapılacak_İbadetler

 Siyer
· Sahabeler

 Tasavvuf ve Ahlak
· Nefis_Muhasebesi
· Alimlerden_Nasihatler

 Namaz
· Namaz_Dua_Sureler
· Abdest_Alinis
· Resimlerle_Namaz

 İlmihal
· Namaz_İlmihali
· Taharet Kitabı
· Oruç_Kitabı
· Zekat_ilmihali
· Hac_ilmihali
 Rüya Tabirleri
Hutbe ve Vaazlar
Hutbe Vaaz
Rüya Tabir


Dini Hikayeler
Dini Hikayeler Oku
Linkler
sübhaneke  
Kuran Meali Dinle
Kuran Dinle
Modelleri Dantel
Dantel
Dantel Modelleri
salatı münciye
cüz dinle
tesbih namazı
seferi namaz
4 büyük melek
Kuran Meali Oku
sahih hadisler
Peygamber Efendimizin Kısaca Hayatı
571 de bir güneş doğdu ilahisi sözleri
Resimli Yerde Namaz Kılınır mı ?
ettehiyyatü duasi
En Çok Yumurtlayan Tavuk
Tavuk Cinsleri
Tavuk çeşitleri
kunut duaları
Zinadan ve Sihâktan Sakınmak





"Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, şüphesiz bir hayasızlıktır, kötü bîr yoldur" (Sûrei İsrâ).

Aralarında nikâh bağı bulunmayan bir erkek ile kadının cinsi mukarenette bulunmasına zinâ adı ve­rilmektedir.

Kadın, fahişeliğini iki şekilde tezgahla­maktadır:
a) Nikâhlısı olmayan bir erkek île;
b) Kendisi gibi bir kadınla.

Bunlardan birinciye "zinâ", ikincisine "Sihâk" adı verilmektedir.
"Ben Müslümanın!" diyen bir genç, zinadan kaç­mak ve zinaya yaklaştıran sebeplerden uzaklaşmak mecburiyetindedir.

Zinaya yol açan amillerin başında göz, el, ayak ve dil gelmektedir. Bu sebeple her mü'min, gözünü harama bakmaktan, elini harama uzatmaktan, diliyle şehvani hisleri tahrik edecek sözleri konuşmaktansakınmalıdır. Aksi halde kendini zinadan koruması güçleşmiş olur.

Bahsi geçen uzuvların zinaya vasat hazırladığı­na delâlet eden bir hadîs-i şerifi mealen açıklamak istiyorum: "Allah, Âdemoğlu üzerine zinadan yana olan nasibini yazmıştır. O, buna elbette erişecektir. İki gözün zinası, (harama) bakmaktır. Dilin zinası, (fuhşa teşvik eden kelâmı) konuşmaktır. Nefs bunu arzular, ırz da bunu doğrular ve (yahut) yalanlamış olur" (Ebû Dâvûd c. 2, s. 246-247).

Gözün zinası:
Gözün zinâ âmili oluşunu tesbit eden bir hadîs-i kudsîde şöyle buyrulmaktadır: "(Harama) bakmak, iblisin oklarından bir oktur. Kim benden korktuğu için harama bakmayı terkederse, ben de onu(n bu davranışını) kalbinde tadını duyacağı kâmil bir ima­na tebdil ederim" (Keşfül-ğümme c. 2, s. 56).
Ashab-ı kiramdan Câbir (r.a.), ansızın göze çar­pacak bir manzara karşısında nasıl hareket etmek gerektiğini Resûl-i Ekrem (s.a.v.)e sormuş. Resûl-i âlîşân Efendimiz, "Gözünü başka tarafa çevir" tav­siyesinde bulunmuştur.

Göz, zinanın en seri vasıtasıdır. Yüce Rabbimiz, gözlerimizi haramdan korumamız için, onların üzeri­ne otomatik perdeler takmıştır. Gelmesi muhtemel zarara karşı o perdeleri kapamak, insanı zinadan ve onun sebep olduğu âhiret azabından korur.

Günahın yazılıp yazılmamasında, insan iradesi­nin büyük tesiri vardır. Harama bakmamak için gö­zünü başka istikamete çeviren kimse, kendini gü­nah kirinden korumuş olur. Hz. Ali (r a.) naklediyor. Peygamber (s.a.v.) bana şöyle buyurdu: "Bakışı ba-kış(ın ardın)a takma. Senin için olan ancak birincisi­dir. Diğeri senin lehine değildir" (Keşf'ül-ğumrne c. 2, s. 56).
Elin zinası:
Zinaya zemin hazırlamada eller, gözden daha ileridedir. Bir erkek nikâh düşen bir kadının elini ve­ya vücudunun başka bir yerini şehvetle tutup sıka­cak olursa, bu, elin zinası olur. Çünkü kadına şeh­vani bir arzu ile dokunduğunda kalbinde menfi bir his peydâ olur. Bunun aksini iddiaya kalkışan, ya yalancıdır veya erkeklik hislerinden mahrumdur. Bu iddiamızı bir misalle müşahhas hâle getirmek istiyo­rum. Elektrik sobasının fişini prize taktığımız zaman sobada tedrici bir ısınma başlar. Bu olmuyorsa ya ana hatta ceryan yoktur veya soba bozuktur. Ana hatta ceryan varsa ve soba sağlamsa mutlaka ısın­ma olur.
Bu hususta bizleri uyaran Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:

"Birinizin başına demirden bir iğne batırılması, kendine helâl olmayan bir kadına el sürmesinden hayırlıdır" (Feyz-ül-kadir c. 5, s. 258).

Dilin zinası:
Kelâm, kalpte doğmuş bulunan manânın lafız ka­lıpları ile ifâde edilmesidir. Şehvani ve nefsani hisle­ri tahrik edecek tarzdaki konuşmalar, dilin zinasıdır. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dilin zi­nası (tahrik edici sözleri) konuşmaktır" (Feyz'ül-kadir c. 4, s. 66).

Erkeğin şehvani duygularını tahrik etmemek için kadının ezan okuması meşrû kılınmamıştır. Hac vazi­felerini ifâ ederken okuyacağı telbiyede (Lebbeyk ilâh okumada) ve Kur'ân okumakta sesini yükselt­mesine izin verilmemiştir (İbni Âbidin c. 1, s. 377).

Ayağın zinası:
Bu ifâdeden namusların pazarlandığı, yumurta ve peynir satarcasına iffetlerin satışa arzedildiği yerler­de gezip dolaşmak akla gelmektedir. Bundan başka kadının erkeğin hislerini tahrik edecek tarzda kırı­tarak yürümesi de ayakların zinasıdır. Cenab-ı Hak, mü'min kadınları böyle bir davranıştan sakınmaları için şu ikazı yapmaktadır: "Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar" (Sûre-i Nur 31).

Kulağın zinası:
Şehvani arzuları tahrik edecek bir konuşmayı, bu tarzda yazılmış şiiri ve bunun bestelenmiş şeklini (şarkı veya türküyü) dinlemek kulağın zinasıdır. Ku­lak bu gibi şeylerden korunmayacak olursa ırzın zi­nasına zemin hazırlanılmış olur.

Buhârî ve Müslim'in Ebû Hüreyre (r.a.)den ittifak­la rivayet ettikleri bir hadis mealiyle bu mevzuyu açıklamak istiyorum:

"Âdemoğullarının üzerine zinadan nasibi yazıldı. Şüphesiz ki o, buna (varıp) yetişecektir. İki göze ge­lince, bunların zinası (harama) bakmaktır. İki kulağın zinası, (fuhşa dâir konuşmayı dinlemektir. Dilin zina­sı (fuhuş) sözü(nü) konuşmaktır. Elin zinası (yabancı kadının bir yerini) şehvetle tutmaktır. Ayaklara ge­lince, onların zinası, şehvânî (ve şeytânî) yolda atı­lan adımlardır, Kalp zinayı sevip arzular, ırz bunu ya doğrular veya yalanlar" (Müslim c. 8, s. 52).

Zinanın Zararları:
Zina fiilinin pekçok zararları vardır. Onları tahri­bat derecesine göre şöyle sıralayabiliriz:

a) İtikat ve imana olan zararları
Hayâ, imanın ayrılmaz bir lâzımıdır. Hayâ perde­sini yırtmayan Allah'a ve insanlara karşı utanmayıterk etmeyen kimsenin bu fiili irtikap etmesi mümkün değildir. Bu hükmü bir hadîs-i şerifle belgelendirmek istiyorum. Şânı yüce Peygamberimiz (s.a.v.) buyu­ruyor ki: "Zinâ eden, zinâ ettiği vakit (kâmil bir) mü'-min olarak zinâ edemez. Hırsız, çaldığı zaman (ol­gun bir) mü'min olarak hırsızlık yapamaz. Şarap içen kimse, onu içtiği sırada mü'min(i kâmil) olarak içe­mez" (Müslim c. 1, s. 54; Buhârî c. 6, s. 241).

Hadîs-i şerîfin ifade ettiği mâna, bu suçu işleye­nin mü'min olamıyacağı istikametindedir. İsiâm âlim­leri, imanı nefyeden ifâdeyi, imanın aslını değil, ke­mâlini nefyedeceğini dile getirerek "kâmil mü'min o-lamaz" şeklinde te'vil etmişlerdir. Şayet zinanın ha-ramlığını inkâr ederek zinâ edecek olursa o zaman küfür vadisine yuvarlanmış olur.
Bu yöndeki zararı tesbit eden diğer bir hadîsi şe­rifte şöyle buyurulmaktadır:

"Kim zina ederse ondan iman (nuru) çıkar (ve kararsız bir hal alır). Eğer tevbe (ile dönüş) yaparsa Allah tevbesini kabul eder" (et-Terğib ve't-Terhib c. 3, s. 274).

Âlemlere ve âdemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimiz (s.a.v.), biz ümmetlerini uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır

"İman bîr gömlek (gibi)dir. Allah onu dilediği kim­seye giydirir. Bir kul zinâ ettiği zaman (Allah) ondan iman libasını soyar. Eğer tevbe ederse ona geri ve­rilir" (et-Terğib ve't-Terhib c. 3, s. 373).

Değerli Gençler!
Kuvvetli bir iman kişiyi Allah Teâlâ'dan hakkıyle korkmaya sevkeder. Bu korku onun gözünde perde, elinde kelepçe ve ayağında bukağı olur. Zinâ eden kimse, bunların hepsini kırıp atmış ve imanını sars­mış olur. Mabûd-ı hakikiyi unutup, perestiş ederce­sine kadına bağlanan ve ona "Tanrıçam", "Mabu­dem" ve "İlahem" dîye hitap eden süfli kimsenin, ka­dını putlaştırdığının açık delili olmaktadır. Kur'an-ı Kerimin "Hevâ (ve hevesini Tanrısı edinmiş kimse­yi gördün mü?"(1) dîye bahsettiği seviyesiz kimse, bu sapıklardan başka kim olabilir!

Zinanın iktisâdi zararları:
Bu ciheti izaha bir hadîs-i şerîf mealiyle başlamak istiyorum. "Zinâ, (nesillere) fakr(-u zaruret)i miras bı­rakır" (et-Terğib ve't-Terhib c. 3, s. 271).

Servetini şehveti uğrunda saçıp savuran, sonun­da eli ve cebi boş bir hâle gelir. Kendisine ümit bağ-layan evlâdına, miras olarak altından kalkılması im­kânsız bir yığın borç ile "ocaklar söndüren ve na­musları kirleten adam" diye kötü nâm bırakır.

Zinanın ictimâî ve ahlâki zararları:
Zinâ eden kimse, bu çirkin fiilin alışkanlığı içinde, komşu kadın ve kızlarına da göz dikebilir. Korumak­la mükellef olduğu komşu namusunu kirletmekten çekinmez. Bu cihette başkalarına da kötü örnek olur. Sonunda
ictimâî ahlâk zayıflar ve halkın birbi­rine itimadı kalmaz.

Ahlâk-ı hamidenin en müşahhas örneği bulunan Resûl-i âlişan Efendimiz, bir hadis-i şerifinde bizleri uyarmakta ve şöyle buyurmaktadır:

"Komşu kadını ile zina eden (yok mu?) Kıyamet günü Allah ona (rahmet nazariyle) bakmayacak, onu (afvederek) temize çıkarmayacak ve: (cehen­neme) girenlerle birlikte gir ateşe, buyuracaktır" (et-Tergib ve't-Terhib c. 3, s. 279).

Zinanın yaygın hâle geldiği yerde ahlâk çöker. İmanın ayrılmaz bir lâzımı olan ahlâkın yıkılmasıyle milletler izmihlale uğrar..İsmi tarihten, yurtları coğraf­yadan silinmiş ne kadar millet varsa hepsi ahlâksız­lığı yüzünden çöküp gitmiştir. Ahlâkın yıkılmasında müessir olan âmillerin başında zinâ ve onu takiben içki gelmektedir.

Ahlâk çökünce zinanın çemberi daralmaya baş­lar. Bu rezaleti önce fâhişe kadınlarla irtikap eden ahlâksız, daha sonra namuslu kadın ve kızlara göz dikmeye ve el uzatmaya başlar.

Önceleri uzak mahallelerde dolaşan zinâ failleri, daha sonra bu çirkin işi, komşularının arasında yap­ma yolunu tutar. Halbuki komşu kadını, bir şahsın anası kadar muhterem ve tecavüzden masundur. Komşu kadını ile zina, kendi anasıyla zina etmeye eş durumda olan bir rezalettir (Bakınız: Tenbih'ül-ğâfilin s. 50).

Bir erkeğin komşu kadını ile zina etmesi, başka kadınlardan on tanesiyle zina etmekten daha fen­adır. (Bakınız: et-Tergib ve't-Terhib c. 3, s. 279).
Buhârî ve Müslim'in ittifakla rivâyet ettikleri bir hadis-i şerifle bu hususa bir açıklık getirmek istiyo­rum. Abdullah bin Mes'ud (r.a) diyor ki: Ben, Re­sûlullah (s.a.v)den:

-"Allah katında hangi günah daha büyüktür?" di­ye sordum. Resûlullah:
-"Seni yarattığı halde O'na eş tutmandır" buyur­du. Ben:
-"Bu, cidden büyük. Sonra hangisidir?" dedim. Resûlullah

-"(Büyüyüp de) seninle beraber (kazancını) yiye­cek korkusuyla çocuğunu öldürmendir" dedi. Ben:
-"Daha sonra hangisidir?" dedim. Peygamber (s.a.v.):
-"Komşu karısı ile zinâ etmekliğindir" cevabını verdi (et-Tergib ve't-Terhib c. 3, s. 278).

Zinanın sağlığa zararları:
Frengi, Eids (AIDS) ve benzeri zührevi hasta­lıklar, hep fuhuş yoluyla yayılma imkanı bulmakta­dır. Cenabı Hakk'ın ihsan ettiği sağlık nimetini böy­lesine çirkin fiiller uğruna kaybetmek, büyük bir gü­nâh olduğu kadar, küfran-ı nimet olur.

Zinanın ahiretteki zararları:
Muhbir-i sâdıkımız Hz. Muhammed (s.a.v.), zina­nın ahiretteki azabının başlangıç noktasına ışık tu­tan bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır.

"Zina edenler (yok mu?) Muhakkak ki onların yüzleri alev almış (halde haşr) olacaktır" (et-Tergib ve't-Terhib c. 3, s. 271)
Dünyada fahişe kadın kollarının dolandığı zani-nin boynuna, âhiret hayatında zehirli bir yılan do­lanıp ona işkence edecektir (Bakınız: et-Terğib, c. 3, s. 279).
İffetli Gençler!
Âhiret hayatında başına böylesine feci bir duru­mun gelmesini istemeyen kimse, koynunda fahişeye yer vermemelidir.

SİHÂK (sevicilik):
Kadının başka bir kadınla tatmin olma rezaletine "sihâk" adı verilmektedir. Nesilleri soysuzlaştıran bu çirkin davranış, İslâm hukuku müvacehesinde tet­kike tâbi tutulduğu zaman, günah ve haramlık yö­nünden zina derecesinde büyük bir suçtur ve ahiret hayatında sorumluluğu vardır. Şu kadar bir fark var ki, bayağının ötesi bu çirkin işi yapanlara dünyada "zina haddi" uygulanamaz. Ancak tâzir cezası tatbik olunur. Bu ceza da hâkimin takdirine göre verilmek­tedir.

Resûlullah (s.a.v.) bu çirkin işi bir hadîs-i nebevi­lerinde şöyle beyan etmektedir: "Kadınların sürtüş­mesi, onların arasında cereyan eden bir (nevi) zi­nadır" (Feyz c. 4, s. 103).

Bayağının ötesi bu çirkin işi, öğretmiş olmaktan çekinerek sadece günâhla alâkalı yönünü ve ahlâk dışı bir davranış olduğu söylemekle yetiniyorum. Kadın ve kızlar, kendilerini soysuzlaştıracak bir re­zalete bulaşmaları için, şu hususlara dikkat etmeli­dirler:

a) Çıplak veya yarı çıplak denecek derecede de­kolte elbise ile aynı yatağın içinde ve aynı örtünün altında bir kadınla birlikte yatmamalıdır.

b) Ahlâkına güvenmediği kadınlardan, erkekten çekinircesine sakınmalıdır. Çünkü bu tip soysuz ve ahlâksız kadınlar, bu çirkin işi dallandıra ballandıra anlatanarak, muhatabının zayıf noktalarını yaka­layıp faydalanmaya çalışırlar.

c) Nefsani heveslerini kırmak için oruç tutmalı ve Allah korkusunu kalbinden çıkarmamalıdır.









Copyright © IslamiYasam.Com, Ýslam, Kuran, Rüya Tabirleri,Dini Rüya Tabirleri, Hadis, Kuran-i Kerim, Fýkýh, Ýlmihal Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-11-25 (5430 okuma)

[ Geri Dön ]
Hadis - Hadisler
Sitemiz PHP-Nuke Kodlari Ile Hazirlanmistir.
Sayfa Üretimi: 0.04 Saniye

:: NukeMods ::