Menü

 Din ve İnanç
· Yapılacak_İbadetler

 Siyer
· Sahabeler

 Tasavvuf ve Ahlak
· Nefis_Muhasebesi
· Alimlerden_Nasihatler

 Namaz
· Namaz_Dua_Sureler
· Abdest_Alinis
· Resimlerle_Namaz

 İlmihal
· Namaz_İlmihali
· Taharet Kitabı
· Oruç_Kitabı
· Zekat_ilmihali
· Hac_ilmihali
 Rüya Tabirleri
Hutbe ve Vaazlar
Hutbe Vaaz
Rüya Tabir


Dini Hikayeler
Dini Hikayeler Oku
Linkler
sübhaneke  
Kuran Meali Dinle
Kuran Dinle
Modelleri Dantel
Dantel
Dantel Modelleri
salatı münciye
cüz dinle
tesbih namazı
seferi namaz
4 büyük melek
Kuran Meali Oku
sahih hadisler
Peygamber Efendimizin Kısaca Hayatı
571 de bir güneş doğdu ilahisi sözleri
Resimli Yerde Namaz Kılınır mı ?
ettehiyyatü duasi
En Çok Yumurtlayan Tavuk
Tavuk Cinsleri
Tavuk çeşitleri
kunut duaları
Duayı Terketmekten Sakınmak





"Rabbinize yalvara yakara gizlice dua edin. Şu bir hakikattir ki, Allah haddi aşan­ları sevmez" (Sûre-i Ârâf 55).

Dua, Cenab-ı Hakk'ın rububiyyetine iman etmiş bir kulun, kendi acizliğini idrâk etmesi ve Yüce Rab­bimize yalvarıp yardımını istemesidir. Bu inanç ve anlayışla bir mü'min, ellerini duanın kıblesi olan se­mâya doğru kaldırdığı zaman Allah Teâlâ'ya ibade­tin en değerlisini yapmış olur. Duâ hem müstakil bir ibadettir ve hem de yapılan ibadetlerin, verilen sa­dakaların ve işlenen hayırların kabulüne vesîledir. Bedenî ve mâli ibadetleri ifadan sonra, "Yâ Rabbi, yaptığım ibadeti, işlediğim hayrı lütfen ve keremen kabul ediver demesi, yaptıklarının kabulüne vesile teşkil eder. Bu hususu açıklayan hadîs-i şeriflerde şöyle buyurulmaktadır:

"Duâ, ibadetin özüdür" (Tuhfet'ül-Ahvezî C. 9,8.311).

"Duâ, ibadetin ta kendisidir" (Ebû Dâvûd C. 2, S. 77).

Üzerinde yaşadığımız dünya, sebepler âlemi olduğu için, her şey bir sebebe bağlanmıştır. İhsanı­na sınır çekilmesi mümkün olmayan Rabbimiz, zât-ı ilâhisine ihtiyaçlarımızı arzedebilmemiz için, duâ ka­pısını açmış ve "Rabbiniz şöyle buyurdu: Bana duâ edin, size icabet ve duanızı kabul) edeyim" buyur­muştur (Sûre-i Mü'min 60).

Allah'a duâ etmemek, gafletten ileri geliyorsa kal­bi karartır. Cenab-ı Hakk'a ihtiyaç duymamaktan kaynaklanıyorsa, gadabı ilâhiye sebep olur. Bu hu­susu açıklayan bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmak-tadır:

"Kim noksanlıktan münezzeh bulunan Allah'a duâ etmez ise Allah ona gadap eder" (İbni mâce c. 2, s. 1258).

Yücelerden yüce olan Rabbimiz, sınırsız bir kere­min sahibidir. Kullarının istekte bulunmasından hoş­nut olur. Kulun ellerini bârigahı ehadiyyete kaldırıp "Yâ Rabbi, Yâ Rabbi" diye yalvarması, Allah Teâlâ'nın rızasına muvafık bir harekettir. Bu ciheti tes­cil eden bir hadîsi nebevide şöyle buyrulmaktadır:

"Allah'ın fazl-u kereminden isteyin. Aziz ve Celil olan Allah, (bir şeyin kendisinden) istenilmesini muhakkak sever. İbâdetin faziletçe en üstünü, dertten kurtulmayı gözetmektir" (Feyz'ül-kadir c. 4, s. 108).

Mü'minin yalvarması Rabbimizin hoşuna gider. Bu sebeple kulun daha yalvarması için isteği biraz geç olarak verilir. İnkâr ehlinin küfürle mülevves hâ­le gelmiş ağzından çıkan duâ, Allah'ın rızasına mu­vafık olmadığından, Onun ağzı bir an önce kapan­sın diye dileği çabuk verilir. Akılların muallimi ve vicdanların mürebbisi bulunan Resûlullah (s.a.v.), âlemlerin Rabbine yalvarmaya devam etmemiz için şu müjdeyi vermektedir:

"Kul, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi, Yâ Rabbi dediği za­man, Allah (c.c.): Kulum ne diliyorsan iste! (Dileğin) verilecektir" buyurur (et-Tergib ve't-Terhib c. 2, s. 488).

Hadîs-i nebevinin metninde geçen "Lebbeyk abdî" ifâdesi, kul için ne büyük izzet ve şereftir. "Ku­lum! Dile benden! Ne istersen verilecektir" beya­nına dayanarak namaz ve niyaz makamlarında is­tekte bulunmayı ihmal etmemelidir. Muhbiri sâdıkı-mız, Efendimiz (s.a.v.) şöyle bir açıklamada bulun­maktadır:

"Mübarek ve yüce olan Rabbiniz, haya ve kerem sahibidir. Kendisine el kaldırdığı zaman onları boş olarak çevirmeye kulundan haya (muamelesi) eder" (Ebû Dâvûd c. 2, s. 78).

Duâ, düşen yıldırımların zarar vermemesi için di­kilen paratoner (siper-i sâika) gibidir. Müslüman bir kul, ihlâs ile ellerini açarak yüce Rabbimize yalva­racak olursa, bu yakarış sebebiyle gelecek felâket geri çevrilir. Bu hususa belge teşkil edecek bir hadîs-i şerifte şöyle buyrulmaktadır:

"Duâ, inen (felâket)lere de (henüz) inmemiş (mu­sibetlere de fayda verir. Ey Allah'ın kulları! Size duâ(ya devam) gerekir" (Feyz7ül-kadir c. 3, s. 542).
Füzelerin ulaşamadığı yere duâ ulaşır, kurşunla­rın delemediği hedefleri duâ delik-deşik eder. Bu hikmete dayalı olarak Peygamberimiz (s.a.v.) şu be­yanda bulunmaktadır:

"Duâ, mü'minin silâhı, dinin direği, göklerin ve yerin nurudur" (et-Tergib ve't-Terhib c. 2, s. 479).

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Resû-i Ekrem (s.a.v.), diğer bir hadîs-i nebevilerinde şöyle buyur­maktadır:

"Kazayı ancak duâ geri çevirir. Ömrü, iyilik yap­maktan başka uzatacak (bir vasıta) yoktur" (Feyz'ül-kadir c. 6, s. 449).

Münevver Gençler!
Bu bahsi mü'minlerin cennete girdikleri anda ya­pacakları son duâ ile noktalamak istiyorum:

"Dualarının sonu da, HAMD OLSUN KÂİNA­TIN RABBİ OLAN ALLAH'a demek olacak)dır" (Sûre-i Yunus 10).









Copyright © IslamiYasam.Com, Ýslam, Kuran, Rüya Tabirleri,Dini Rüya Tabirleri, Hadis, Kuran-i Kerim, Fýkýh, Ýlmihal Tüm hakları saklıdır.

Yayınlanma:: 2007-11-25 (1776 okuma)

[ Geri Dön ]
Hadis - Hadisler
Sitemiz PHP-Nuke Kodlari Ile Hazirlanmistir.
Sayfa Üretimi: 0.03 Saniye

:: NukeMods ::